• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Sağlık
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji
  • Dünya Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
12:06
Farkındalık kadınların gücünü ortaya çıkarıyor
11:21
İzmir’in kadınlarıyla tam yol ileri
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. İZTO Başkanı Özgener: Dezenflasyon programı 31 aydır uygulamada ancak enflasyon hala hedeflerin üzerinde
Ekonomi
Yayınlanma: 25 Şubat 2026 - 23:51
Güncelleme: 26 Şubat 2026 - 00:29

İZTO Başkanı Özgener: Dezenflasyon programı 31 aydır uygulamada ancak enflasyon hala hedeflerin üzerinde

İZTO Başkanı Mahmut Özgener Şubat Ayı Meclis Toplantısı'nda, "31 aydır devam eden dezenflasyon programının mevcut ekonomik göstergeler üzerinde henüz arzu edilen seviyelerde olmadığını ve bununla birlikte, Merkez Bankası hedeflerinin üzerinde kalmaya devam ettiğini" söyledi.

Ekonomi
25 Şubat 2026 - 23:51
Güncelleme: 26 Şubat 2026 - 00:29
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
İZTO Başkanı Özgener: Dezenflasyon programı 31 aydır uygulamada ancak enflasyon hala hedeflerin üzerinde
EGEMENLİK - İzmir Ticaret Odası (İZTO) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

İZTO Başkanı Mahmut Özgener konuşmasına; İzmir Limanı ile Selanik Limanı arasında Ro-Ro seferleri konusunda yeni bir adım atılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “İki dost liman arasında seferlerin başlatılması sadece iki ülke arasındaki ticaret ve lojistik bağlarını güçlendirmekle kalmayacak, ayrıca İzmir üzerinden deniz yolu ile başlayarak Selanik’e ve devamında Avrupa’ya ulaşan entegre bir taşımacılık olanağı da sunacak. Bir diğer faydası ise; karşılıklı turizm işbirliklerinin geliştirilmesine de zemin oluşturacak.

Daha önce de bu konu pek çok kez gündeme gelmiş ancak son olarak 2022 yılında İzmir ile Selanik arasında seferlerin başlatılmasına yönelik Oda olarak yoğun çalışmalarda bulunmuştuk.

O dönemde, haftada 3 kez olacak şekilde seferlere başlanmış, ancak her iki ülkeden ilgili paydaşlarla birlikte bir tanıtım stratejisi oluşturulamaması, liman ve gümrük süreçlerindeki zorlukların giderilememesi ve bu hattın sürdürülebilirliğini destekleyecek teşvik ve sübvansiyon gibi adımların eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında maalesef başarılı olunamamıştı.

Seferlerin sürdürülebilir olması için en önemli iki konuyu; transit süre ve maliyet hesabı olarak değerlendiriyoruz. Önceki tecrübemizde yaşanan olumsuzluklar giderilerek, hem İzmir hem de Selanik’te liman ve gümrük süreçlerinin operasyonel olarak iyileştirilmesi ve doğru bir plan çerçevesinde teknik konuların eksiksiz hayata geçirilmesiyle, seferlerin kentimiz ve ülkemiz ekonomisi için büyük kazanç olacağına inanıyorum” dedi.

UYGULANAN PROGRAM EKONOMİYİ TIKIYOR

Ülke ekonomisinde yaklaşık 31 aydır dezenflasyon programının uygulandığını belirten Özgener, “Mevcut ekonomik göstergeler çerçevesinde, enflasyon düşüş eğiliminde; ancak henüz arzu edilen seviyelerde değil. Bununla birlikte, Merkez Bankası hedeflerinin üzerinde kalmaya da devam ediyor.

Bu tablo, para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesini gerekli kılmakla birlikte, finansal koşulların reel sektör üzerindeki baskısını artırmakta ve özellikle üretim, yatırım ve istihdam kararlarını zorlaştırmakta. İş dünyamızın bu süreçte dile getirdiği kaygıların son derece anlaşılır ve haklı olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum.

Merkez Bankası, 12 Şubat’ta açıkladığı 2026 yılı ilk Enflasyon Raporu’nda; yıl sonu enflasyon tahmin aralığını %15–21 olarak güncelledi. Kira artış hızındaki yavaşlama, eğitim ücretlerindeki düzenlemeler ve petrol fiyat beklentilerindeki iyileşme olumlu unsurlar olarak değerlendirilmekle birlikte, kısa vadede yüksek aylık enflasyon riskinin sürdüğünü görüyoruz.

Dezenflasyon programının süresine ve finansal sıkılığın sanayi üzerinde etkilerine ilişkin yapılan değerlendirmelerin, özellikle üretim cephesinde ciddi bir karşılık bulduğunu gözlemliyoruz. Sanayimizin kapasite kaybına uğrayabileceğine yönelik endişelerin gerçekçi bir zemini olduğunu düşünüyor ve bu kaygıları biz de paylaşıyoruz.

Gerçekten de sanayi sektörümüzde; finansmana erişim zorluğu, yüksek işletme sermayesi ihtiyacı, reel kur baskısı, iç talep daralması ve kapasite kullanım oranlarında dalgalanma gibi ciddi sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. Özellikle emek yoğun ve KOBİ ağırlıklı sektörlerde bu baskı daha belirgin hissedilmekte.

Ancak burada teknik olarak altını çizmemiz gereken önemli bir husus ise, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeden, sanayide yaşanan sıkıntıların sürdürülebilir şekilde çözülmesi mümkün gözükmüyor. Her zaman söylediğim gibi, bu bir sarmal: Yüksek ve oynak enflasyon fiyatlama düzenini bozar. Uzun vadeli yatırım kararlarını zorlaştırır. Reel faizi sağlıklı hesaplamayı imkânsız hale getirir. Kaynaklar üretime değil, finansal kazanç (arbitraj) arayışına yönelir.

Sağlıklı rekabet yerine maliyet baskısıyla oluşan adaletsiz fiyatlamalar ortaya çıkar. Bu sarmaldan çıkışın tek yolu da “enflasyonun kalıcı biçimde düşürmek olduğunu” ifade etti.

Özgener, “Bu sarmalı ilk başta tetikleyen unsurun ise geçmiş dönemde uygulanan gevşek para politikalarıdır. Herkesi aynı anda ve koşulsuz destekleyen genişlemeci politikalar; kısa vadede rahatlama sağlasa da orta vadede fiyat istikrarını bozarak hem yatırım ortamını hem de gelir dağılımını daha kırılgan hale getirdi. Dolayısıyla çözüm, sanayinin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmak için ‘enflasyon programından vazgeçmek’ olmamalıdır” şeklinde konuştu.

TEDARİK ZİNCİRİ KIRILMALARI VE EKONOMİK RİSKLER

Makro düzeyde ülkemiz ekonomisinin toplam rekabetçilik göstergelerinde bir çöküş olmasa bile, bazı sektörlerin kalıcı biçimde sistem dışına çıkmasına izin verilmesi; uzun vadede kapasite kaybına, tedarik zinciri kırılmalarına, nitelikli işgücü kaybına ve bölgesel ekonomik zayıflamaya yol açabileceğine vurgu yapan Özgener, konuşmasında daha sonra şu görüşlere yer verdi:

“Ülkemizin sanayi yapısı bir kez dağıldığında, onu yeniden inşa etmenin maliyetinin çok daha yüksek olacağını öngörüyoruz. Bu nedenle politika çerçevemizin iki ayaklı olması gerektiğine inanıyoruz. Birincisi; makro tarafta fiyat istikrarına kararlı ve tutarlı biçimde devam etmek.

İkincisi de; enflasyonun tahminlerden daha yavaş düştüğü bu geçiş sürecinde, belirli sektörlerin, bölgelerin ve gelir gruplarının maruz kaldığı uyum maliyetlerinin eşitsiz dağılımını; akılcı ve hedef odaklı mikro politikalarla hafifletmek. Unutulmamalıdır ki, istihdamı korumanın yolu her koşulda sanayi ve tarımda üretim gücünü korumaktan geçiyor.

Bu mikro politikaların; verimlilik şartına bağlı kredi destekleri, dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarına öncelikli finansman, ihracatçıya yönelik seçici Eximbank kapasite artışı, bölgesel kümelenme destekleri, işgücüne yeniden beceri kazandırma programları şeklinde kurgulanmasının daha efektif olacağı kanaatindeyiz.”

EMEK YOĞUN SEKTÖRLERDE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR

Dezenflasyon programının etkileri, rekabet ettiğimiz ülkeler ve ürün grupları itibarıyla birbirinden çok farklı şekilde ortaya çıktığını belirten Özgener, konuşmasını daha sonra şöyle sürdürdü:

“İzmir ihracatında makine, plastik, motorlu kara taşıtları ve demir-çelik sektörleri güçlü görünümünü korurken; tekstil, hazır giyim ve metal eşyalar gibi emek yoğun sektörlerde finansman ve maliyet baskısının daha belirgin hale geldiğini ve bu sektörlerin ihracatının düşmekte olduğunu görüyoruz.

Son verilere göre; hizmet sektörünün ağırlığı ve fiyat katılığı nedeniyle yaşam maliyetinin büyük şehirler arasında İzmir, ülke ortalamasının üzerinde seyrediyor.

TÜİK’in 2024 yılı verilerine baktığımızda; İzmir’de genel tüketim harcamalarının fiyat düzey endeksi ülke ortalamamızın %10 üzerinde. Lokanta ve oteller grubunda ülkemizin en pahalı ili konumundayız. Konut ve eğitim harcamalarında da üst sıralarda yer alıyoruz.

Başta genel tüketim harcamaları olmak üzere, ortalamanın üzerindeki fiyat düzeyi maliyetlerin de ülke genelinde farklılaşmasına neden oluyor. Satınalma gücü paritesindeki ayrışma, işgücü maliyetlerinden başlayarak diğer tüm maliyet kalemlerine kadar geniş bir alana sirayet ediyor.

Sektörel yoğunluk nedeniyle, kur etkisi ve rekabet edilen ülke baskısı daha yüksek hissediliyor. Buna ek olarak; maliyetlerde Türkiye geneline göre daha yüksek fiyatlara maruz kalınması da, genel ortalama verilerden yola çıkarak politika yapmanın ötesine geçmemiz gerektiğini gösteriyor.

Ülkemiz ekonomisinin gücünü artırmak için, enflasyonun düşürülmesine çalışmaya devam etmek kadar; uzun süren programın farklılaşan etkilerini azaltmak amacıyla acilen daha fazla mikro politika üretilmesi gereklidir.

Bu politikaların ana hedefinin sıkıntıda olan tüm şirketleri yüzdürmek değil; uzun vadeli büyüme ve rekabet artışına yol açmak amacıyla verimlilik artışı, dijitalleşme, ihracat finansmanına erişim ve teknoloji yatırımlarının öncelikli olmasıdır.

Yeni küresel düzende ekonomik dayanıklılığın; yalnızca para politikasıyla değil, aynı zamanda maliye politikası, yapısal reformlar, ticaret diplomasisi ve bölgesel kalkınma politikalarının eşgüdümü ile sağlanmalıdır.

Bunun yanı sıra, enflasyon kalıcı biçimde tek haneye yaklaşana kadar öngörülebilir para politikası duruşunun sürdürülmesi ve bu yönde politika iletişiminin güçlendirilmesi ile beklenti yönetiminin iyileştirilmesi.

Kamu maliyesinde harcama kompozisyonunun verimlilik ve üretken yatırımlara yönlendirilmesi.

Bankacılık sisteminde kredi tahsis kalitesinin güçlendirilmesi ve kredi büyümesinin üretken sektörlere yönlendirilmesi.

İşgücü piyasasında beceri uyumsuzluğunu azaltacak reformların hayata geçirilmesi, kadın ve genç istihdamını artırıcı düzenlemeler yapılması.

Dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarının hızlandırılması, KOBİ’lerin teknolojiye erişimini artıracak mekanizmalar oluşturulması ve tabii ki en önemlisi Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve yüksek katma değerli üretime geçişi destekleyen sanayi politikaları.

Enflasyonu düşürme kararlılığından taviz vermeden; sektörel, bölgesel ve gelir gruplarına özgü farklılaşan etkileri azaltacak mikro politikaların hızla devreye alınması gerektiği fikrindeyim. Bu çerçevede özellikle üç alanda adım atılmasını bekliyoruz.

İlki; finansal sıkılık döneminde nakit akışı bozulan ancak üretim kapasitesi güçlü firmalar için, geçici ve performans kriterine bağlı likidite destek mekanizmalarının oluşturulması, ikincisi rekabet baskısı altında olan sektörlerde kapasite kaybını önlemek amacıyla, verimlilik ve teknoloji yatırımı şartına bağlı dönüşüm desteklerinin devreye alınması.

Üçüncüsü ise bölgesel maliyet farklılaşmalarını dengelemek amacıyla, üretim ve ihracat odaklı firmalara yönelik seçici ve geçici maliyet azaltıcı uygulamaların tasarlanması ve makro istikrar ile mikro dayanıklılığın birlikte sağlanması önem arz ediyor.”

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Eskinazi: “Türkiye Avrupa değer zincirlerinin vazgeçilmez bir parçası”
Eskinazi: “Türkiye Avrupa değer zincirlerinin vazgeçilmez bir parçası”
Sabancı son 5 yılda 6,5 milyar dolarlık yatırıma imza attı
Sabancı son 5 yılda 6,5 milyar dolarlık yatırıma imza attı
EİB'den Şubat ayında 1 milyar 472 milyon dolarlık ihracat
EİB'den Şubat ayında 1 milyar 472 milyon dolarlık ihracat
Basbaş'ta yatırımlar hız kazandı: İhracat hedefi 3 katına çıktı
Basbaş'ta yatırımlar hız kazandı: İhracat hedefi 3 katına çıktı
Son Haberler
Farkındalık kadınların gücünü ortaya çıkarıyor
Farkındalık kadınların gücünü ortaya çıkarıyor
İzmir’in kadınlarıyla tam yol ileri
İzmir’in kadınlarıyla tam yol ileri
İZSİAD Başkanı Yüksel: “Made İn Europe Türkiye için büyük bir fırsattır”
İZSİAD Başkanı Yüksel: “Made İn Europe Türkiye için büyük...
'Eşitlik, Emek ve Mücadele’nin sesi Karabağlar'da yükseldi
'Eşitlik, Emek ve Mücadele’nin sesi Karabağlar'da yükseldi
Balçova’da Ramazan şenliği coşkusu
Balçova’da Ramazan şenliği coşkusu
Güç, AKP'nin İzmir'e yaptığının adı düşmanlıktır
Güç, AKP'nin İzmir'e yaptığının adı düşmanlıktır

Ana Sayfa
Gündem
Ekonomi
Siyaset
Sağlık
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Dünya
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bilim ve Teknoloji
  • Çevre
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim