• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Sağlık
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji
  • Dünya Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
12:44
Türk-Alman gençleri 'Su Koruma Projesi'nde buluştu
12:28
Bugünün en güzel pozu, babamla!
12:02
İBB Zabıtası YKS için sahada
11:35
Kemalpaşa'da haşerelere geçit yok
11:26
Buca’nın pırlantaları tatile hazır
11:18
Hasan Âli Yücel’in mirası Kültürpark’ta yaşıyor
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. İZTO Başkanı Özgener: "Kur-faiz sarmalından kurtulmalıyız"
Ekonomi
Yayınlanma: 28 Ekim 2021 - 12:12

İZTO Başkanı Özgener: "Kur-faiz sarmalından kurtulmalıyız"

İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, "İçine girdiğimiz enflasyon-kur-faiz sarmalı ile, kamu bankaları faizleri düşürse bile kredi kullanmak isteyenler de ihracatçılar da amaçlanan faydayı arzu edilen seviyede göremiyor. Artan enflasyon ile sabit gelirlilerin alım gücü üzerindeki olumsuz etki de hem ekonomik, hem de sosyal açıdan gittikçe büyüyor" dedi.

Ekonomi
28 Ekim 2021 - 12:12
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
İZTO Başkanı Özgener:
İzmir Ticaret Odası Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı yapıldı. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantını açılış konuşmasını yapan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, şunları söyledi:

"Uluslararası kurumlar Ekim ayında global büyümeye ilişkin risklerin arttığını, büyümede ülkeler arası tehlikeli ayrışmanın ciddi bir endişe kaynağı olduğunu paylaştı. Bizim pandemi başından bu yana belirttiğimiz gibi salgın sürecinin ülke, yöre, sektör ve faaliyet alanları baz alındığında çok farklı etkileri oldu.

Dünyada ortak problemler ise gayrimenkul, emtia ve enerji fiyatlarındaki artış ve bu artışlara bağlı olarak enflasyonun tüm dünyada yükselmeye başlamış olması. Bu durum birçok Merkez Bankası’nın politika değişikliğine gitmesine neden oluyor.

Bazı gelişmiş ülkelerin Merkez Bankaları şu anda sadece sözlü müdahalede bulunuyorlar ve para politikası sıkılaştırmasını öne alma ihtimallerinden bahsediyorlar; ama gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının enflasyon beklentilerinin artmasını sözlü müdahale ile indirebilme lüksü daha sınırlı; o yüzden birçok merkez bankası faizleri yükseltmeye başladı bile. Birkaç örnek verecek olursam Çek Cumhuriyeti, Romanya, Meksika, Kolombiya, Brezilya ve Polonya’dan faiz artışları geldi. 

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ise Eylül ayında başlayan faiz indirimleri ile dünya geneline göre farklı bir strateji izliyor. En son geçen hafta, politika faiz oranları piyasaların beklentisinin üzerinde 200 baz puan daha indirildi.

Merkez Bankamız faiz indirirken, diğer merkez bankalarının faiz artırması, Türk Lirası’nı göreceli olarak zayıflatan en önemli unsurlardan bir tanesi.

Merkez Bankası faiz kararında ticari mevduatlarda tahmin edilenden daha fazla bir sıkılaşma yaşandığını belirtti. Geçtiğimiz Pazartesi günü kamu bankalarının açıkladığı faiz indirimlerini özel bankaların da izlemesi bekleniyor.

Ancak bu kredi maliyetlerinin ağırlıklı olarak Türkiye’nin risk primindeki yükselişten dolayı da yüksek olduğunu unutmamak gerekiyor. Şu anda 470 seviyelerinde olan Ülke Risk Primi(CDS) oranlarının tekrardan 300’lerin, hatta 4 sene önce olduğu gibi 200’lerin altına inmesi, Türkiye’deki kredi faizlerini gerçek anlamdan rahatlatacak en önemli unsur.

Kısaca; kredi maliyetlerini politika faizleri ile baskılamanın sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Türkiye’nin risk primindeki yükselme ve TL’nin artan değer kaybı ile birçok kalemde doğrudan ve dolaylı olarak maliyet artışı yaşanıyor.

Eylül ayında TÜFE %19,58 olarak gerçekleşirken, Yurtiçi ÜFE %43,96 oldu. Türk Lirası’nın değer kaybı ve emtia fiyatlarındaki yükselişi, TÜFE ile Yurtiçi ÜFE arasındaki fark olarak da hissediyoruz. Aradaki bu fark rekor seviyelerde ve kapanması gerekiyor. Beklentimiz, Yurtiçi ÜFE’nin düşmesi. Ancak, Türk Lirası’nın değer kaybı ve olumsuz enflasyon beklentileri ile maalesef tam tersi bir durum yaşanma olasılığını yüksek görüyoruz.

İçine girdiğimiz enflasyon-kur-faiz sarmalı ile, kamu bankaları faizleri düşürse bile kredi kullanmak isteyenler de ihracatçılar da amaçlanan faydayı arzu edilen seviyede göremiyor. Artan enflasyon ile sabit gelirlilerin alım gücü üzerindeki olumsuz etki de hem ekonomik, hem de sosyal açıdan gittikçe büyüyor.

Yurtiçi ekonomik göstergeler bize uzunca bir süredir ekonomik politikalarda önceliğin makroekonomik istikrara verilmesi gerektiğini işaret ediyordu. Mevcut durumda yurtdışında artan enflasyon riski ve sıkılaşan para politikaları, ekonomik ve finansal istikrar ihtiyacımızı daha da önceliklendirmemiz gerektiğinin altını çiziyor.

İçinde bulunduğumuz süreçte, enerjinin büyük bir kısmı para politikasının yarattığı finansal dalgalanmaları takibe ve bertaraf etmeye gidiyor. Fakat bu süreçte, enerjimizi kendi kendine yetebilen ve ihtiyaçların en yakından tedarik edilmesine olanak sağlayan ülkelerden birisi olmaya ve pandemi sonrası süreci lehimize çevirmeye harcamamız gerekli.

Pandeminin başından beri yaptığım bütün konuşmalarda küresel tedarik zincirlerindeki bozulmaya dikkat çekmiştim. Bugün geldiğimiz noktada talep ve arz dengesizliklerinin yarattığı girdi ve ara malı sıkıntısı had safhaya ulaşmış durumda.

Emtia fiyatlarında son bir buçuk yıldaki artış %60 ile %357 arasında. Dahası, bu fiyatlarla mal almak isteseniz de konteyner krizinin etkisiyle zamanında mal tedariki de mümkün olamıyor. En pahalı mal bulunamayan maldır. Dünya bir süre daha piyasalar dengeye gelinceye kadar bu sıkıntıları yaşayacak.

Bu nedenle, daha iyi planlama ve daha akılcı tedarik politikaları ile yolumuza devam etmeliyiz. “Just in Time” veya “Sıfır Stok” gibi envanter, üretim ve finansman yönlü politikaları uzunca bir süre kullanamayacağız.  

AB ile Gümrük Birliği üyeliği açısından tedarik zinciri dinamikleri düşünüldüğünde Türkiye iyi bir destinasyon. Bu durum uluslararası şirketlere, özellikle de ülkemizi üs olarak kullanmak isteyen firmalara avantajlar sağlıyor.

Taşımacılık maliyetlerinin katlanarak artması pek çok uluslararası firma için ülkemizi cazip bir yatırım ve üretim merkezi olarak düşünülmesine sebep oluyor. Bu ay içerisinde farklı sektörlerde ülkemize yeni yatırım veya başka ülkelerden yatırımların yönlendirilebileceğine dair haberler alıyoruz.

Fakat burada hem iç, hem de dış yatırımların artabilmesi için en gerekli unsurun öngörülebilirlik olduğunun altını çizmek istiyorum. Her türlü girişimcinin yatırımlarını yönlendirirken, en çok ihtiyacı olan şeyler güçlü bir pazar, yatırım maliyetlerini kontrol edebilmek, ve işleyen bir iş ortamı. 

Finansal piyasalardaki dalgalanma ve TL varlıklardaki düşüş, yatırım maliyetlerini kontrol edebilmek açısından problem yaratıyor. TL’nin değeri ve faizlerdeki oynaklıklar, TL’nin reel seviyesinden daha fazla problem yaratıyor; çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi makroekonomik dengeleri bozma ihtimali her geçen gün artıyor. 

Öncelikli olarak ülke riskimizi azaltmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Çünkü yüksek faizlerin yanısıra yüksek risk primi ve düşük kredi notları da ülkemize yatırım yapmayı düşünen firmaların kararlarına etki ediyor.

Pandemi nedeniyle miktarı artan dev sermaye akımlarından faydalanmak için politika üretmemiz ve sadece kısa vadeli portföy yatırımlarını değil, uzun vadeli, sıfırdan, kalıcı yatırımları da çekecek politikalara odaklanmamız gerektiğine inanıyorum.  

Bu anlamda; işsizlik, enflasyon, cari açık gibi makro değişkenlerin yanı sıra işletmelerimizin mikro ölçekteki sorunlarının da üzerine kararlılıkla gidilmesi gerekiyor. 

İşletmelerimizin en büyük sorunu uygun maliyetli ve uzun vadeli finansmana erişim ve nitelikli çalışan bulmak.

Bu şartlar altında verilecek ve seçici olmayan bir kredi de enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Bu nedenle, KGF kredilerinde selektif kredi politikalarına yönelmek ve yeni bir kredi hazırlanırken şirketlerin büyüklükleri, sektörleri, üretkenlikleri ile finansal sağlıkları göz önünde bulundurulmalı.

Bildiğiniz üzere, Yeşil Mutabakat konusuna her konuşmamda dikkat çekiyorum. Avrupa Birliği bu konuda üç yıllık bir geçiş dönemini öngörse de ihracata yönelik çalışan KOBİ’lerimizin bu dönüşümü yapabilmeleri için bu süreyi çok iyi değerlendirmeli ve hızlı hareket etmeliyiz. Yeşil Dönüşüme sadece üretim ve ticaret boyutuyla değil en az o kadar önemli olan çevre boyutu ile de yaklaşıyorum. Ben şahsen Yeşil Mutabakatı da geç de olsa insanla doğa arasında imzalanan bir mutabakat olarak görüyorum.   

Ülkemiz ekonomisinin istihdam ve ihracatının büyük bir kısmını sırtlayan KOBİ’lerimizin yeşil dönüşüm ilkelerine uyum sağlamaları için ucuz finansmana ihtiyacı var. KGF’nin yeşil dönüşüme kredi verilmesine yönelik çalışma başlatmasının yararlı olacağına inanıyoruz. Bu konudaki görüşümüzü KGF Müdürü’müze aktardık. Kendileri de bu konuda bir çalışma yürütüyor.

Üyelerimiz için en önem taşıyan kuruluşların başında gelen KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt, yeşil kalkınmaya en hızlı uyum sağlayacak kurumlardan olacaklarını ve emisyon azaltılmasıyla ilgili firmalara ücretsiz yerinde enerji verimliliği danışmanlığı desteği vereceklerini söyledi.

Artık fosil yakıtlardan çıkılmasının ve enerjinin dikkatle kullanılmasının zamanının geldiğine inanıyoruz. Bu nedenle KOSGEB’in hamlesini çok yerinde buluyor, yeni destek paketlerini de bekliyoruz.

Bir diğer büyük problem ise nitelikli çalışan bulma zorluğu. Pandemi; uzaktan çalışmayı gündemimize taşıdı. Dolayısıyla bu yeni durumun tüm koşullarıyla ele alınması gerekiyor. 

Kayıt dışı istihdamla mutlaka mücadele etmeliyiz. Kayıtdışı istihdamla mücadelenin önemli bir ayağını asgari ücret oluşturuyor. Çalışanlarımızın önemli bir kısmı asgari ücret alıyor.

Asgari ücretin vergiden muaf olması ile ilgili geçen hafta İzmir’deki il ve ilçe Oda ve Borsaların katılımıyla düzenlenen Yönetim Kurulları Ortak Toplantısı’nda EBSO Başkanımız Sayın Ender Yorgancılar’ın önerisi ile bir karar aldık.

Asgari ücretin üzerinde olan çalışanların da asgari ücrete kadar muaf, üstünün vergilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuyu hemen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımıza ve TOBB Başkanımıza ilettik, olumlu sonuç almayı umuyoruz.

Ayrıca Sayın Bakan, önümüzdeki günlerde sendikal örgütlenmesi olan, sigorta ve vergi borcu olmayan işletmelerimize Beyaz Bayrak Ödülü verileceğini söyledi. Bu ödüllendirmenin hem kayıt dışı istihdamla mücadeleye destek olacağını hem de işletmelerimizi teşvik edeceği düşüncesindeyiz. Ancak bu ödüllendirmenin aynı zamanda firmalara bir teşvik modeli ile desteklenmesi de önemli."
 
  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Batıçim ve Batısöke'nin yeni unvanları tescil edildi
Batıçim ve Batısöke'nin yeni unvanları tescil edildi
STAR Rafineri
STAR Rafineri "En Büyük 500" listesinde üçüncü oldu
SOCAR Türkiye yöneticilerine Turkuaz Kart takdim edildi
SOCAR Türkiye yöneticilerine Turkuaz Kart takdim edildi
İSO ilk 500’de 76 EBSO’lu yer aldı
İSO ilk 500’de 76 EBSO’lu yer aldı
Son Haberler
Türk-Alman gençleri 'Su Koruma Projesi'nde buluştu
Türk-Alman gençleri 'Su Koruma Projesi'nde buluştu
Bugünün en güzel pozu, babamla!
Bugünün en güzel pozu, babamla!
İBB Zabıtası YKS için sahada
İBB Zabıtası YKS için sahada
Kemalpaşa'da haşerelere geçit yok
Kemalpaşa'da haşerelere geçit yok
Buca’nın pırlantaları tatile hazır
Buca’nın pırlantaları tatile hazır
BAŞKAN KARAKAYALI’DAN 29 EKİM MESAJI
BAŞKAN KARAKAYALI’DAN 29 EKİM MESAJI

Ana Sayfa
Gündem
Ekonomi
Siyaset
Sağlık
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Dünya
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bilim ve Teknoloji
  • Çevre
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Yeni Slow Radyo