• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Sağlık
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji
  • Dünya Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
18:22
İZTO'nun Kırmızı Bayrak gururu
17:57
İAOSB'li öğrenciler Dubai'den başarıyla döndü
14:39
Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem
13:40
İzmir’in kent merkezine 100 yeni taksi
13:29
Seferihisar’da eğitimde şiddete karşı tek ses
13:17
Goncourt ödüllü Marie NDiaye İzmir’de
12:41
İzmirli kadınlardan okul saldırılarına dair önemli açıklama
12:32
İZSİAD’dan okul saldırılarına dair açıklama
11:50
Egepol Hastaneleri 17 yaşında
11:16
Karabağlar'da iklim için tarihi adım
11:09
Menderes’in Kent Lokantası 1 yılda 64 bin 888 kişiye hizmet verdi
10:42
Kırgızistan pazarı İzmir iş dünyasını bekliyor
10:18
Bornova’dan okullarda şiddete karşı tek ses
01:06
Barbekü Festivali için geri sayım başladı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. İZTO Başkanı Özgener: Ortadoğu'daki çatışmalar enerji fiyatlarını ve enflasyonu tehdit ediyor
Ekonomi
Yayınlanma: 25 Mart 2026 - 22:41
Güncelleme: 25 Mart 2026 - 22:54

İZTO Başkanı Özgener: Ortadoğu'daki çatışmalar enerji fiyatlarını ve enflasyonu tehdit ediyor

Ekonomi
25 Mart 2026 - 22:41
Güncelleme: 25 Mart 2026 - 22:54
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
İZTO Başkanı Özgener: Ortadoğu'daki çatışmalar enerji fiyatlarını ve enflasyonu tehdit ediyor
EGEMENLİK - İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı İZTO Meclis Salonu’nda Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde gerçekleştirildi. Toplantıya; İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, TÜSİAD Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri Aydın Buğra İlter, Cevher Özyavuz, Feyza Narlı, Zeynep Yenel Onursal, TÜSİAD Genel Sekreteri Ebru Dicle, Genel Sekreter Yardımcısı Ceren Aydın Ergün, İZTO Yönetim Kurulu Üyeleri ve İZTO Meclis Üyeleri katıldı.

İZTO Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Ekonomik ve Güncel Konular ile Aylık Faaliyetler” konusunda Meclis Kürsüsü’nden görüşlerini açıkladı.

Özgener, “Gerek küresel boyutta gerek ülkemiz ekonomisinde yaşanan son derece hızlı değişimler karşısında Türk iş dünyası olarak hep birlikte hareket etmemiz büyük önem taşıyor. İzmir iş dünyasının mevcut gelişmeleri doğru okumasına katkı sağlayacak, sağlıklı ve stratejik kararlar almasına önemli ölçüde destek olacaktır. İzmir ekonomisi ve ticaretine ilişkin verilerin ve gelişmelerin, İzmir özelinde ayrı bir pencerenin açılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

SAVAŞ ENERJİ FİYATLARINI YÜKSELTİYOR

Ortadoğu’da başlayan savaşla birlikte küresel ekonomi yeni bir döneme artık göz ardı edilemez bir şekilde girmiş durumda olduğun vurgulayan Özgener, küresel güvenlik mimarisindeki çözülme, ekonomik alanda da koordinasyon kaybını beraberinde getiriyor. Müttefik ülkelerin ortak hareket etmek yerine enerji ve ticaret güvenliği için bireysel anlaşmalara yönelmesi, küresel piyasaların daha parçalı ve öngörülemez hale gelmesine yol açıyor. Bu sürecin, özellikle enerji fiyatları ve ticaret akımları üzerinden küresel enflasyonu ve maliyetleri kalıcı olarak yukarı çeken yeni bir risk alanı yarattığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Jeopolitik gerilimlerin arttığı, küresel kurumların etkinliğinin zayıfladığı ve büyük güç rekabetinin sertleştiği bir dönemden geçiyoruz Ortadoğu’da savaş başlamadan önce yapılan analizler, bu tabloyu ‘belirsiz ama dayanıklı bir küresel denge’ olarak tanımlıyordu. Küresel ekonomi önemli risklerle karşı karşıya olsa da talep dinamikleri, güçlü işgücü piyasaları ve teknolojik dönüşüm sayesinde sistem henüz kırılgan bir kriz aşamasına girmiş değildi. Ancak son gelişmeler, jeopolitik risklerin artması nedeniyle bu tabloyu tersine çevirdi.  Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, yatırım iştahını ve büyümeyi yavaşlatırken enflasyonu yukarı çekiyor. Bu ikili etki, işsizlikte artış ve fiyat baskılarının sürmesi yoluyla ekonomik maliyetleri büyütüyor. Bu tablo, dünya genelinde hükümetler üzerindeki baskıyı artırarak siyasi belirsizliği derinleştirme riski de taşıyor. Bölgesel çatışmalar; enerji fiyatları, ticaret yolları ve finansal piyasalar üzerindeki etkileri nedeniyle artık küresel ekonominin dışsal bir riski değil, doğrudan belirleyici unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Bu nedenle küresel ekonominin seyri artık yalnızca büyüme ve faiz dinamikleri ile değil, jeopolitik gelişmelerin seyri ile birlikte şekilleniyor. Enerji piyasaları, savaşın etkisiyle küresel enflasyonun şu anda en önemli belirleyicisi oldu. Petrol fiyatlarındaki artışlar yalnızca enerji maliyetlerini değil; üretim maliyetlerini, enflasyon beklentilerini ve merkez bankalarının para politikası kararlarını da doğrudan etkiliyor.”

DÜNYA EKONOMİSİNDE ARTÇI SARSINTILAR DEVAM EDECEK

İZTO Başkanı Özgener, Çin’in ve Asya’nın yükselişi ile birlikte bölgesel ve küresel ölçekte etkisini artıran orta güç olarak nitelendirilebilecek ülkelerin daha görünür hale gelmesi, uluslararası sistemde güç dağılımının giderek çeşitlenebileceğine işaret ettiğini belirterek, “Küresel ticaret akımları ve diplomatik ilişkilerdeki değişimler, bazı ülkelerin ekonomik ve ticari ilişkilerini daha dengeli ve çok yönlü hale getirme eğiliminde olabileceğini gösteriyor. Bu gelişmeler, sistemin daha çok aktörlü, daha esnek ve zaman zaman daha parçalı bir yapıya doğru dönüştüğünü işaret ediyor. Bu süreçte; ticaret, teknoloji ve enerji politikalarının, daha fazla güvenlik perspektifiyle ele alındığını görüyoruz. Ayrıca, verimlilik odaklı küreselleşmenin yerini; tedarik zinciri güvenliği, stratejik sektörlerin korunması ve teknoloji rekabeti gibi unsurların öne çıktığı, yeni bir ekonomik mimari alıyor” dedi.

SAVAŞIN UZAMASI ENERJİ KRİZİNE DÖNÜŞEBİLİR

Savaşın başlangıcına kadar, yüksek faiz oranları ve ticaret gerilimlerine rağmen dünya ekonomisinin durgunluğa girmediğini belirten Özgener, “Birçok ülkede işgücü piyasalarının güçlü kalması ve tüketimin dirençli seyretmesi, küresel büyümeyi destekliyordu. Ancak savaşın uzaması ve bir enerji krizine dönüşmesi dengeleri değiştirebilir. Öte yandan; bu gelişme, ekonomilerin bu tür şoklara karşı alternatif üretme kapasitesini de hızlandırabilir. Bununla birlikte; enerji ve ticaret akışlarının belirli hatlara yoğunlaşmasının yarattığı kırılganlık daha net ortaya çıkarken, alternatif enerji ve lojistik koridorlarının önemi artabilir ve ülkeler tedarik zincirlerini çeşitlendirme yönünde daha hızlı hareket etmek durumunda kalabilir. Özellikle Asya’da, sanayi stratejisinin merkezine enerji dönüşümünün yerleştirilmiş olması, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerden sonra küresel üretim ve ticaret dengelerini daha fazla şekillendirme potansiyeli taşıyor. Bu çerçevede; yapay zekâ, dijitalleşme ve enerji dönüşümünün orta vadede yeni büyüme dinamikleri yaratabileceğini öngördüklerini” söyledi.

Bununla birlikte; savaş kısa sürede sona erse bile, dünya ekonomisinde oluşan artçı etkilerinin uzun süre devam edeceğini de göz önünde bulundurmak gerektiğini söyleyen Özgener, “Ekonomideki bu bozulma nedeniyle yeni denge anlayışı oluşmasının ve yerleşmesinin uzun bir zamana yayılacağı kanaatindeyiz. Ülkemiz açısından jeopolitik risklerin artmasının iki yönlü etki yarattığını değerlendiriyoruz. Bir yandan; enerji fiyatları ve risk primi üzerinden makro dengeleri zorlayıcı bir etki ortaya çıkarken, diğer yandan ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle alternatif ticaret ve lojistik hatlarında daha fazla rol üstlenme potansiyeli artıyor. Ancak kısa vadede baskın etki; maliyet ve finansman kanalı üzerinden geliyor. Nitekim Merkez Bankası son faiz karar metninde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle küresel risk algısında bozulma ve enerji fiyatlarında artışa dikkat çekiyor. Bu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla, para politikasının sıkı tutulduğu ve ilave tedbirlerin devreye alındığını görüyoruz” dedi.

ENERJİ FİYATLARININ ARTMASI ENFLASYONU KÖRÜKLÜYOR

İZTO Başkanı Özgener, konuşmasında daha sonra şu görüşlere yer verdi: “Ülkemiz gibi net enerji ithalatçısı bir ekonomi için, enerji fiyatları en kritik makro belirleyicilerden biri. Merkez Bankası’nın son Enflasyon Raporu’nda 2026 yılı petrol fiyatı tahmini 60 dolar seviyesindeyken, bugün geldiğimiz noktada mevcut fiyat seviyeleri, enflasyon görünümü açısından yukarı yönlü önemli bir risk.

Merkez Bankası’nın hesaplamalarına göre petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artış, enflasyonu doğrudan yaklaşık 1 puan; dolaylı etkilerle birlikte 1,5–2 puan artırabiliyor. Brent petrol fiyatındaki 10 dolarlık artışın ise cari işlemler açığındaki etkisi 4 milyar dolara kadar çıkabiliyor.

Bu durum; ülkemizde enflasyonun yalnızca talep değil, güçlü bir şekilde maliyet ve kur geçişkenliği ile şekillendiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Eşel mobil sistemi ile doğrudan etkiler bir nebze sınırlandırılmaya çalışılsa da, dolaylı etkiler üzerinden dezenflasyon sürecindeki risklerin devam ettiğini görüyoruz.

Bununla birlikte, küresel ölçekte enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısının, merkez bankalarının faiz indirim sürecini geciktirebileceğini ve ülkemiz dış finansman koşullarının daha uzun süre sıkı kalması anlamına gelebileceğini söyleyebiliriz. Bu çerçevede, küresel faizlerin daha yüksek seviyelerde daha uzun süre kalmasının ve ihracat performansındaki oynaklığın artmasının, büyüme görünümünde aşağı yönlü revizyon riskini artıracağını öngörüyoruz.

2026 yıl sonu beklentilerimiz çerçevesinde değerlendirildiğinde; savaşın uzaması halinde, hem arz yönlü maliyet baskılarının hem de talep koşullarındaki zayıflamanın belirginleşmesi, şirketlerimizin bütçe dengelerine ilişkin öngörülerini de yeniden şekillendirebilir.

Orta ve uzun vadeli perspektiften bakıldığında ise, küresel sistemde güç dağılımının çeşitlenmesi ve tedarik zincirlerinin yeniden tasarlanması ülkemiz açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Bu yeni konjonktürde, ülkemizi yalnızca bir üretim merkezi olarak değil Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında konumlanan bir ‘bağlantı ekonomisi’ olarak değerlendirmemiz daha doğru olacak. Ülkemiz; Avrupa’ya yakınlığı, güçlü üretim altyapısı ve lojistik kapasitesi sayesinde bölgesel bir üretim ve tedarik merkezi olma potansiyeline sahip. Orta Koridor, Körfez–Türkiye–Avrupa bağlantıları ve Asya odaklı altyapı yatırımları bu konumu destekliyor. Ancak bu fırsatların, sadece sahip olduğumuz coğrafi avantajlarla, kalıcı kazanıma dönüşebileceğinin mümkün olamayacağına inanıyoruz. Ayrıca, maliyet ve finansman istikrarı, yatırım ortamının güçlendirilmesi, makroekonomik öngörülebilirlik ve dış politika ile uyumlu stratejiler, yanısıra kamu-özel sektör iş birliği kritik önem taşıyor. Enerji, yeşil dönüşüm ve lojistik yatırımlarının bu çerçevede yürütülmesinin, ülkemizin yeni jeoekonomik düzende güçlü bir konum elde etmesini sağlayacağına inanıyoruz.”

GÜMRÜK BİRLİĞİ GÜNÜMÜZ ŞARTLARINA UYARLANMALI

Avrupa Birliği tarafından taslağı yayınlanan “Sanayi Hızlandırma Yasası ve AB Ürünü-Made in EU” politikası çerçevesinde; ülkemizin, Avrupa sanayisi ile daha entegre bir yapıya kavuşması ve Gümrük Birliği çerçevesinde ürünlerimizin AB menşeli olarak değerlendirilmesi yaklaşımını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Özgener, “Avrupa Birliği bu yaklaşımı ile özellikle enerji yoğun sektörler, temiz teknolojiler ve otomotiv değer zinciri gibi alanlarda sanayi kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Biz de iş dünyası olarak, bu süreçte, Gümrük Birliği’nin günümüz şartlarına göre revize edilmesi ve ülkemizin bu revizyon sürecinden en azami faydayı sağlamasını, ana gündem maddesi haline getirmeliyiz. Bugünkü koşulların bu fırsatı değerlendirmek için uygun zaman olduğunu ve özellikle ikili ilişkiler konusuna eğilmemiz gerektiğini de vurgulamak istiyorum. Bu düzenleme yalnızca ticaret hacmini artırmakla kalmayacak. Aynı zamanda, teknoloji iş birliklerini, yatırım akımlarını ve sanayi dönüşümünü hızlandıracak yeni fırsatlar yaratacağına inanıyoruz. Bu sürecin ortaya çıkmasında katkı sağlayan başta Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum” dedi.

GEÇEN YIL YÜZDE 3,6 BÜYÜDÜK

İZTO Başkanı Özgener, ülkemiz ekonomik performansını yakından ilgilendiren 2025 yılı büyüme verileri açıklandı. Geçtiğimiz yıl %3,6 büyüdük. Kişi başı milli gelirimiz ise 18 bin 40 dolara yükseldi. Bu yükseliş ağırlıklı olarak kurdaki değerlenmeden kaynaklansa da, Dünya Bankası sıralamasına göre gelir statüsünde üst bir seviyeye çıktığını belirterek, “2025 yılı üçüncü ve dördüncü çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdiğimizde; mevsimsellikten arındırılmış büyümenin %1’den %0,4’e düştüğünü görüyoruz. Alt detayları incelediğimizde ise özel tüketim, %1,6’den %4,2’ye çıkmış durumda. Dezenflasyon sürecini destekleyen iyi haber olarak, kamu harcamalarının bir önceki çeyreğe göre %1,7’den % eksi 1,7’ye düştüğünü görüyoruz. Bununla birlikte, yatırımların %3,7’den % eksi 0,3’e düşmesi kritik önemde. Bu düşüş, üretim gücümüzün yeniden ve kalıcı olarak güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Bu anlamda rekabetçiliğimizi kaybetmememiz gerekiyor. Sanayi süreçlerimizin, teşvik politikalarımızın gözden geçirilmesi, iyileştirmeler yapılması ve her alanda verimliliğimizin artırılması kritik önemde.

Büyümeyi aşağı çeken esas konu ise net ihracatın etkisinin negatif olması. Ne yazık ki, ihracat %0,45, ithalat ise %0,6 oranında büyümeyi aşağıya çekti. Net ihracat etkisi böyle olmasa büyüme, %1,05 daha yüksek olacaktı. Öte yandan, tarımda geçtiğimiz yıl her çeyrekte derinleşen daralma, artık yıllık verilerde de sert bir kırılmaya dönüşmüş durumda. 2024’te %5,1 büyüyen sektörün, 2025’te %8,8 küçülerek yönünü keskin biçimde aşağı çevirdiğini görüyoruz. Tarımın, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki ağırlığının son 15 yılda %8 civarından %5’e gerilemesine de özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.

Tarımdaki fiyat artışlarının ve gıda enflasyonun yapısal bir hale geldiğini, arz kapasite problemi olduğunu, tarımda yaşanan düşüşün sadece don, kuraklık gibi geçici etmenlere bağlanmaması gerekiyor. Tarım ve gıda alanındaki sorunları düzeltmeden enflasyonu hızlıca ve kalıcı bir şekilde düşürmemizin zor olduğuna inanıyoruz. Tüm bu veriler ışığında, ülkemizin büyüme yapısı ve sektörlerdeki dağılımının çok farklı olması bizim asıl sorunumuz. Ayrıca bu büyüme yapısının bu şekilde devam etmesinin, Merkez Bankası’nın işlerini zorlaştıracağını ve savaşın da etkisiyle cari işlemler açığı ve dezenflasyonist süreç bakımından yeniden hesap yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Güçlü bir büyüme için yatırım ve ihracatın katkısının daha fazla olması, buna bağlı olarak da ihracat ve imalat sanayine yönelik uygun maliyetli finansman kaynaklarının artırılması gerektiğine inanıyoruz.”

ALSANCAK LİMANI İZMİR’İN POTANSİYELİ

İZTO Başkanı Mahmut Özgener konuşmasında, Alsancak Limanı ile ilgili olarak da şu görüşlere yer verdi:

“Kentimizin ticaret limanı kimliğinin en önemli miraslarından olan Alsancak Limanı’nın mevcut durumu ile ilgili gelişmeleri yakından izliyoruz. Limanın devir işlemi kamuoyunun gündeminde. Bu noktada Alsancak Limanı’nın geleceğini, kentimizin geleceği olarak görmekte fayda olduğu kanaatindeyim.Teknik olarak, yeni nesil büyük konteyner gemilerinin, su derinliği yetersizliği nedeniyle Alsancak Limanı’nı kullanamadığını görüyoruz. Yakın geçmişte 800 bin TEU elleçleme gerçekleştiren Alsancak Limanı, bugün maalesef 200 binlere kadar geriledi. Bu veriler ışığında, derinlik sorununu çözecek navigasyon kanalı açılmadığı sürece, Alsancak Limanı’nın sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla yansıtmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Ancak, bu durum Alsancak Limanı’nın eski işlevini yitirdiğini kabul etmemiz gerektiği anlamına da gelmiyor.

Konuyu derinlemesine incelediğimizde; limanlara karayolu ile ulaşım maliyetlerinin, neredeyse yüklendikleri gemilerin deniz navlunları ile yarışır seviyelere geldiğini görüyoruz. Bu nedenle limanların, yükün çıktığı ya da ulaştığı noktalara olan mesafesi önem arz ediyor. Bu noktada; Alsancak Limanı’nın doğal bir liman olarak dünyada hava koşullarından en az etkilenen limanlar arasında olduğunu vurgulamak istiyorum. Ayrıca, İzmir'in güney ve güneydoğu aksında bulunan bölgelere; Gaziemir, Torbalı-Tire, Ödemiş, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgeleri ile Aydın ve Denizli yükleri için karayolu nakliye maliyeti avantajı da sağlamakta. Ayrıca Pınarbaşı ve Kemalpaşa'daki boş konteyner depoları da artı bir imkan sunuyor.

Limanın bir diğer özelliği ise, rıhtıma kadar uzanan demiryolu bağlantısının ciddi bir verimlilik sağlaması ve bu yönüyle, ülkemizdeki ender limanlar arasında yer alması. Kruvaziyer limanı ile birlikte değerlendirilip her anlamda günümüz şartlarına göre dönüşümü sağlanacak bir Alsancak Limanı’nın, şehrimizin ticaretine, sanayisine ve turizmine çok önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

Bu kapsamda, limanın yük bölümünün işletmesinin Türkiye Varlık Fonu tarafından Albayrak Grubu bünyesindeki Alport Alsancak Liman İşletmeciliği firmasına devredilmesinin önemli bir adım olduğu kanaatindeyiz. Bu adımın somut sonuçlarını görebilmek için, güçlü bir işletme modeli ile teknolojik destek yatırımlarının da uygulamaya alınması sayesinde liman gemi tahliye ve yükleme operasyon süreçlerinin ve indirme-bindirme elleçleme süreçlerinin iyileştirilmesini, konteyner boşaltma ve yükleme sürelerinin kısaltılmasını bekliyoruz.

Bununla birlikte, İzmir Limanı’ndaki yolcu iskelelerinin bulunduğu alanın da, kentin ‘liman kenti’ kimliğini daha güçlü yansıtacak şekilde turizm ve ticaret merkezi olarak yeniden değerlendirilmesi şehrimiz ekonomisi için önemli bir fırsat sunuyor.

Alsancak Limanımız; sadece yolcuların kullandığı kapalı bir terminal değil, restoranları, mağazaları, kültür-sanat alanları ve yürüyüş rotalarıyla herkesin kullanabildiği bir cazibe merkezine dönüşebilir. Liman bölgesini kent yaşamının parçası haline getirecek dönüşüme ilişkin sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için ise yerel esnafın korunması, küçük işletmelerin sisteme dahil edilmesi, çevresel hassasiyetlerin gözetilmesi ve ulaşım altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Tüm bu sürecin en iyi şekilde ilerlemesi için üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

TARIM VE SANAYİ BÖLGELERİ PROJELERİ

İZTO Başkanı Özgener, konuşmasında daha sonra şu görüşlere yer verdi: “Başta Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası olmak üzere, kentimizdeki paydaş kurumlarımızla güçlü iş birliği ve ortak akıl doğrultusunda hareket ederek hayata geçirdiğimiz projelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ülkemizde stratejik sektörlerin başında gelen ve kentimizin ikinci en büyük üretim üssü olduğu tarımın güçlendirilmesi, ihracat potansiyelinin artırılması yönelik hayata geçirdiğimiz Organize Tarım Bölgeleri Projelerimize yönelik çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz.

2026 yılı itibarıyla faaliyete geçmeye başlayacak tarıma dayalı organize bölgelerimiz, Avrupa’nın en büyük teknolojik sera kümelenmeleri arasında yer almayı hedefleyen yapısıyla yalnızca tarımsal üretimi değil, aynı zamanda bölgesel kalkınmayı da güçlü biçimde destekliyor.

Bu yıl Eylül ayında faaliyete geçerek Avrupa’nın en büyük teknolojik sera kümelenmelerinden biri olmaya hazırlanan Dikili Organize Tarım Bölgesi’nde, toplam 47 fabrika ile 1.800 dönümlük alanda 50 modern sera yatırımı hayata geçireceğiz.

Diğer projemiz Bayındır Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi ile, kentimizin bitkisel üretim ve seracılık potansiyelini ve buna dayalı sanayisini en yüksek seviyede değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Bölgemizde; üretilen ürünlerin katma değerini yükseltmeyi, süs bitkileri seracılık tarımının gelişmesini sağlamayı ve teknolojik tarım uygulamalarını yaygınlaştırılmayı hedeflemekteyiz.

“Türkiye’de tek, dünyada ilk” mottosuyla yola çıkan Kınık Organize Tarım Bölgesi Projemiz ile; sertifikalı tohum üretimi, kümelenme modeli, modern ve sürdürülebilir tarım uygulamaları ile özellikle kadın istihdamı başta olmak üzere bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

Organize tarım bölgesi projelerimizin tam olarak faaliyete geçmeleriyle birlikte yaklaşık 8 bin kişiye istihdam sağlanmasını hedefliyoruz.

Organize Tarım Bölgesi projelerimizin yanısıra; İzmir Alsancak ve Aliağa liman bağlantılarıyla Batı Anadolu’nun lojistik üssü olmaya aday Kemalpaşa Lojistik Merkezi Projemiz, yalnızca İzmir’in değil, ülkemizin dış ticaret kapasitesine doğrudan katkı sağlayacak nitelikte kritik bir yatırım.

1 milyon 300 bin metrekareye kurulacak Merkez; kombine taşımacılığı destekleyen, konteyner yönetimini düzenleyen, kent içi trafik ve riskleri azaltan ve demiryolu taşımacılığını güçlendiren yapısıyla kentimize önemli katkılar sağlayacak.

Ortaya koyduğumuz bu projeler yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımlardır. Bu çerçevede, ülkemizin en güçlü iş dünyası örgütlerinden biri olan TÜSİAD ile kurulacak stratejik iş birliğinin, İzmir’in sunduğu bu yüksek potansiyelin daha geniş bir yatırım ağıyla buluşmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. TÜSİAD üyelerini; yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değer üreten bu güçlü ekosistemin bir parçası olmaya, İzmir’in sunduğu fırsatları yakından değerlendirmeye ve kentimize yatırım yapmaya davet ediyoruz.”

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Kırgızistan pazarı İzmir iş dünyasını bekliyor
Kırgızistan pazarı İzmir iş dünyasını bekliyor
İAOSB’de 'Tedarik Zinciri Buluşması' yoğun ilgi gördü
İAOSB’de 'Tedarik Zinciri Buluşması' yoğun ilgi gördü
Ege Maden İhracatçıları Birliği’nde İbrahim Alimoğlu güven tazeledi
Ege Maden İhracatçıları Birliği’nde İbrahim Alimoğlu güven tazeledi
Yaş meyve sebze ihracatında 1 milyar dolar sınırı aşıldı
Yaş meyve sebze ihracatında 1 milyar dolar sınırı aşıldı
Son Haberler
İZTO'nun Kırmızı Bayrak gururu
İZTO'nun Kırmızı Bayrak gururu
İAOSB'li öğrenciler Dubai'den başarıyla döndü
İAOSB'li öğrenciler Dubai'den başarıyla döndü
Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem
Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem
İzmir’in kent merkezine 100 yeni taksi
İzmir’in kent merkezine 100 yeni taksi
Seferihisar’da eğitimde şiddete karşı tek ses
Seferihisar’da eğitimde şiddete karşı tek ses
İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı
İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı

Ana Sayfa
Gündem
Ekonomi
Siyaset
Sağlık
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Dünya
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bilim ve Teknoloji
  • Çevre
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim