Feyzullah Topçu Mali Müşavir

Feyzullah Topçu Mali Müşavir


Ülkemizdeki muhalefet partileri

11 Eylül 2021 - 13:17 - Güncelleme: 11 Eylül 2021 - 13:55

Günümüzde muhalefet partileri yeteri kadar toplumsal tepki yaratıyorlar mı, yaratamıyorsalar önündeki engeller ve karşılaştığı sorunlar nelerdir. İktidarın muhalefet partilerine uyguladığı yıldırma operasyonları mı etkili oluyor. Yoksa kendi örgütlülerinde mi sorunlar var. Toplum muhalefet partilerine nasıl bakıyor, yeteri kadar destek veriyor mu. Bu konuları irdelemek ve araştırmak tabiî ki öncelikle siyaset bilimcileri anketörler ve siyasi partilerin görevidir. Ancak bende bu konularda genel olarak görüşlerimi kısaca dile getirmek istedim.

Siyasetin olmazsa olmaz koşullarından biri de halkla yüz yüze iletişim kurmak. Bu yöntemi AKP ilk kuruluş yıllarında kadınların da desteğini alarak, 1980 öncesi sol örgütlerin örgütlenmelerinde kullandıkları hücre çalışmasını örnek alıp sokak sokak kapı kapı dolaşarak partilerinin liderini dünya ve ülkeye bakış açılarını parti programlarını tanıttılar ve sonucunda büyük bir başarı elde edip iktidar oldular. AKP bu yöntemi zaman zaman kullanıyor olsada ilk yıllarda olduğu kadar etkili değiller.

Son yıllarda iktidarın kan kaybı ve vatandaşların iktidara olan tepkileri nedeniyle, muhalif partilerden İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener özellikle halkla olan kişisel temasından dolayı kredi toplamaktadır. Esnaf ziyaretleri sosyal medyada da geniş yer buluyor. Ayrıca Babacan ile Davutoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu, Temel Karamollaoğlu parti genel başkanı olarak zaman zaman sahaya indiklerini ve halkla yüz yüze temas edip, sorunları dinledikleri iktidarın yanlışlarını eleştirdiklerini toplumda olumlu bir tepkinin yarattığını görmekteyiz. HDP ise esnaf ve halk ile yüz yüze temas yerine basın açıklamalarla salon toplantıları yaparak toplumu aydınlatmaya çalışıyorlar.

AKP'nin ise, kitlelerle yüz yüze görüşmek yerine iktidar olmanın gücü ile kongre, tanıtım gibi organizasyonları tercih etmektedir.

Buradaki sorun şu, özellikle CHP Genel Başkanı ile bazı parti yönetisi ve milletvekilleri sahada aktif olarak çalışırken asıl parti örgütleri ne yapıyor. Sahada halkla yüz yüze temas edip parti politikalarını ve ülke sorunlarını anlatıyorlar mı?

Diğer muhalefet partilerinde de aynı durum hakim, muhalif partilerin örgütleri tabana inip bire bir çalışma yaptıkları bu güne kadar pek görülmedi. Halk arasında Genel Başkanlar halkla iç içe çalışıyor, örgüt yöneticileri oturuyor anlayışı hakim.

Peki, partili belediye başkanları bu işin hangi kısmında, bazı belediye başkanları partilerin listesinden aday olup seçimi kazandıktan sonra, kendilerini kral ilan ediyorlar. Parti ve örgütü bir tarafa öteleyerek tek başına seçimi almış gibi yaptıkları organizyonlarla açılışlarla yöre halkı için yaptığı çalışmalarla, partinin genel başkanını ve partinin adını bile dillendirmiyorlar. Kendi gelecekleri için çalışıyor ve planlar yapıyorlar.

Ayrıca İktidarın HDP’li Belediye başkanlarını hukuksuz ve adil yargılamadan görevden alıp, yerine meclisten değil dışarıdan kayyum atama yapmaları, diğer muhalif belediye başkanlarına bir gözdağı oluşturmuş olabilir. Bu yüzden siyası kimliklerini bir kenara koyma sebeplerden biri olabilir. AKP’li belediyeler bu konuda daha rahat davrandıklarını yaptıkları her türlü çalışma ve organizasyonlarda parti kimliğinin ön plana çıkardıklarını görmek mümkündür.

Peki, muhalefet partileri yeteri kadar sivil toplum örgütleri işçi ve işveren kesimi ile iş birliği yapıyorlar mı? Bu kesimlere mecliste ve sahada yeteri kadar destek ve katkı koyuyorlar mı? Bu sorunun cevabı elbette hayır. Bence toplumsal tepki yaratmada çok etkili değiller.

Bunun nedeni, İktidarın bu konuda muhalefet partilerine uyguladığı politikalardan kaynaklanıyor. İktidar ve ortağının baskı ve yıpratma yalan ve karalama kampanyaları yüzünden etkili olamadıkları ve yaşadıkları olaylar neticesinde motivasyonları ve dirençleri zaman zaman düşmüş olsada, muhalif partiler, bütün bu baskılara rağmen, aktif olarak sahada çalışmaları ve olumsuzluklar karşısında direnç göstererek, ülkenin siyasi gündemini değiştirdiklerini görmek geleceğimiz açısından önemli buluyorum.

İktidar yandaş medyayı da arkasına alarak gerçekleri yansıtmayan yalan haberlerle halk üzerinde algı yaratmaya çalışmaktadır. Halkın büyük bir kesimi bilinçsiz olması nedeniyle bu konuda başarılı olduklarını görmekteyiz.

Üstelik bunlarla da kalınmıyor, muhalif basın ve muhalefet politikacılarını iktidara hakaret etmek, teröre destek vermekten yargılanma tehditleriyle karşı karşıya kaldığı, milletvekili statüsünden çıkarıldığı, hapsedildiği ve genel başkanlarının fiziksel saldırıya uğradıkları da bir gerçektir.

İktidar her platformda muhalifin güçsüzlüğünden bahsedip halkın gözünden düşürme politikasını izliyor. Güçlü bir muhalefeti en çok kendisinin istediğini sık sık Erdoğan söylüyor. Bu onun samimi düşüncesi mi yoksa muhalefet partilerinde güvensizlik oluşturmak için seçmen algısını hedef alan bir hareket mi ona bakmak lazım.

Muhalefetin hiçbir şey yapmadığı algısı sadece AKP çevrelerine değil, dijital ve sosyal medyadaki etkili kanaat önderleri de dillendiriyorlar. Neden, CHP ve İYİ Parti ve diğer muhalif partiler etkili bir muhalefet sergilemediğini soruyorlar ve soruda halkı neden sokağa çağırmıyorlar bu söylemi sürekli dile getiriyorlar. Bu çevrelerin ve hükümet çevrelerinin amacı belli, ayaklanma yoluyla darbe tehdidi söylemini ellerinde tutmak istediklerinden bu yola başvuruyorlar. Kanımca muhalefette bunun farkında olduğu için hükümetin oyununa gelmiyor. Ayrıca, 2013 Gezi Parkı protestolarından bu yana güvenlik kuvvetlerinin orantısız güç kullanarak en küçük muhalif gösteriyi bile dağıttığı açıktır. Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener ve diğer muhalif partiler kalabalığı böyle bir riske atmak istememekte haklı olabilirler.

Hükümetin yaptığı yıpratma politikaları karşısında muhalefet, ülkede ekonomik koşulların zorlaştığı, yolsuzluk ve yoksulluk ve pandeminin kontrolünü kaybettiği gibi konularda, dürüst olmak gerekirse muhalefet sert oynuyor.

Muhalefetin birleşerek bir şeylerin başarılması ve iktidarla dişe diş mücadele edilebileceği anlayışı ile millet ittifak kurarak, iktidara karşı bir blok kurarak 2019 seçimlerinde büyük başarı elde edilmiştir. Bu başarı başta Erdoğan olmak üzere AKP yöneticilerini hüsrana uğratmış ve paniklemelerine sebeb olmuştur.

İktidar biran evvel demokrasi hak ve özgürlük alanlarını genişleterek Türkiye'deki tüm siyasi partiler meşru işlevlerini özgürce ve tam olarak yerine getirmelerine yardımcı olmalıdır. Bu da iktidarın asli görevidir. Her türlü güvence ve güvenliği sağlamak zorundadır.

İşte bu tabloya bakıldığında, Türkiye'de etkin bir muhalefet olmadığı söylemi doğru ama siyasetin yapıldığı zemine ve koşullarına bakmak ona göre karar vernek daha doğru bir yaklaşım olur.

Sözün özü; Ülkemizde ekonomiden tut, eğitim, sağlık ve yoksuzluk, açlığa rağmen iktidarın bu kadar yanışlarına ve sözlerini tutmamalarını karşısında 19 yıl iktidarda kalabilmek gerçekten büyük başarıdır. Muhalefet partileri ve herkesin buradan çıkarılması gereken dersler vardır. Hatta doktora tezi olacak kadar önemlidir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Yılmaz
    1 hafta önce
    Birçok görüşünüze katılıyorum ancak katılmadığım şeylerden birisi Gezi Parkı bir protesto gösterisi değil kalkışmaydı. Ayrıca Türk milletinin ferasetine de inanıyorum samimi bulmadıkları için oy oranları değişmiyor ancak HDP Türkiye Partisi olmayı becerebilir ise Türkiye'nin önü gerçekten açılacağına inanıyorum, Saygılarımla