• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Sağlık
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji
  • Dünya Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
16:58
Monreve Group ve OGGUSTO Ege'de gastronomi ve sanatı buluşturuyor
16:46
Sakız Ağacı mirası İstinyePark İzmir’de ziyaretçilerle buluşuyor
10:56
Avrupa ve Orta Asya Bölgesi için tarımın geleceği İzmir’de masaya yatırıldı
10:16
İzmir iş dünyasından anlamlı 1 Mayıs mesajı
10:04
Genç kadınların mesleki eğitimine güçlü destek
09:51
Folkart’tan Meslek Akademisi hamlesi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Feyzullah Topçu Mali Hukuk Uzmanı
  3. Mülteci ve sığınmacı sorunu
Yayınlanma: 14 Ağustos 2021 - 09:55

Mülteci ve sığınmacı sorunu

14 Ağustos 2021 - 09:55
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Mülteci ve sığınmacı sorunu
Feyzullah Topçu Mali Hukuk Uzmanı

Ülkemizin gündemini uzun süreden beri meşgul eden ve uzun süre de meşgul edecek olan, Suriye ve Afgan mülteci sorunu giderek derinleşiyor. Şayet tedbir alınmazsa ileride ülke olarak çözülmesi zor sorunlar yaşayabiliriz.  

2011 yılında Suriye'deki iç savaşın başlamasından bu yana yaklaşık bugüne kadar 5,5 milyon mülteci Türkiye'ye giriş yaptı. Bu sayı ile ülkemiz, Avrupa ve bölge ülkelere kıyasla en yüksek mülteci barındıran ülkesi oldu. Bu toplu göç sırasında, göç eden kişilerin geri döneceği düşünülerek bir mülteci statüsü verilmedi ve “geçici koruma” adı altında sığınmacılar konumuna alındı. Ancak, bir kısmı da kayıtsız denetimsiz giriş yaptı.

Suriyeli mültecinin gelişi, ülkede tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazı kesimler, Türkiye’nin mültecileri kötü yönetmesi sebebiyle mültecilerin yaptıkları taşkınlıklardan kaynaklı ülkemiz halkının mutsuz olduğunu ve bu sebeple halk arasında mültecilere yönelik oluşan nefretin kötü sonuçlar doğuracağını belirterek, bu durumun güvenlik tehdidi oluşturacağı kanısında iken; bazı kesimlerce ise, mültecilerin ekonomik ve sosyal açıdan ülkemize faydalı olduklarını iddia edilmektedir.  

Ortak görüş, milyonlarca göçmenin ülkenin ekonomisine bazı yönleriyle önemli bir yük getirdiğidir. Nitekim resmi kaynaklar, Suriyeli göçmenler için bugüne kadar 52 milyar dolar dolayında para harcandığını söylemektedirler. Suriyelilere sağlık ve eğitim desteğinin yanı sıra belirli şartlarla nakit yardımların yapılması da söz konusudur. Kendi ülke halkımız, yoksulluk ve işsizlik ile mücadele ederken; özellikle pandemi döneminde devletten yardım alamazken; mültecilere harcanan milyon dolarların ödenmesini haksızlık olarak değerlendiriliyor.

Sonuçta bu harcamalar, bütçeden, hazineden, nihai olarak da vergi mükelleflerinin sırtından finanse edilmesi gereken kaynaklardır. Bu parayı Türkiye göçmenler için harcamak zorunda kalmasaydı halkının yaşamını kolaylaştıracak, sağlık, eğitim, altyapı ve AR-GE faaliyetlerine harcayabilecekti.

Bu harcamalara karşın AB fonundan Türkiye, 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ile bir ortaklık anlaşması imzalamış ve 2005 yılında AB katılım müzakerelerine de girmiştir. Bu antlaşma gereği, AB mali yardımları kapsamında, 2014-2020 dönemi mülteciler için Türkiye'ye sadece yaklaşık 4,5 milyar Avro tahsis edilmiştir. AB siyasi nedenleri bahane ederek vaat ettikleri geri kalan yardımı ise yerine getirmemiştir.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’e yönelik tepkileri arttırmış, 'Dün ne yaptık? Kapıları açtık' diyerek, 'O kapıları kapatmayacağız. Neden? Çünkü Avrupa Birliği verdiği sözleri tutmalı'.  Erdoğan ayrıca AB'nin Suriye'deki, özellikle İdlib'deki askeri çabalarını desteklemediğini ifade ederek AB’nin bu tutumunu eleştirdi.

Ülke olarak biz, Suriyelilerle uğraşırken; bazı çevrelerin iddialarına göre, 1000 km'den fazla yolu yürüyebilen, sadece “genç yaştaki dinamik ve erkek” nüfustan oluşan Afganların, mülteci değil; ancak asker olacağı da diğer bir tartışma konusu oldu. Yine iddialara göre; Türkiye ile ABD arasında yapılan anlaşma gereği, ABD’nin Afganistan’dan askerlerini çekmesiyle beraber ülkemizin Afgan sığınmacılara kontrolsüz olarak açıldığı; ortada planlı bir akın olduğu ve bununla beraber sadece “genç yaştaki erkek“ Afganlardan oluşan kitlelerin, İran sınırını aşıp ülkemize elini kolunu sallayarak giriş yaptıkları dikkate alındığında, bu kadar insanın kontrolsüz ve gelişi güzel bir şekilde ülkeye geliyor olması durumunda gelenlerin, mülteci değil; olsa olsa istilacı olabileceği düşünülmekte.

Bu iddialar doğru ise, ülkeye bu şekilde bir mülteci akınına izin verip, ülkenin hem demografik hem de kültürel alt yapısını tehlikeye sokmak akıl işi değil; ancak, bir planın parçasıdır. 

Şöyle bir görüş de var: Hadi Suriyeliler savaştan aileleriyle kaçtı geldi ama Afganların hepsi erkek. Belli ki savaştan kaçmıyorlar; sözde çalışmaya geliyorlar. Gelen Afganların hepsinin mazlum olmadığını da biliyoruz. 

Bunların Amerika’nın paralı askerleri olması ihtimali de var. Amerika bu insanları kullandı, kullandı, daha sonra ise Afganistan’dan çekilince, bunları kendi ülkelerine alamayacakları için, muhtemelen para vererek, Türkiye'ye sokuyor da olabilir.

Tabi ki bunlar iddia; ancak, gerçek payı da olabilir. Ayrıca insani duygularla olaylara baktığımızda, keşke ülke halkı olarak yaşam standartlarımız ve milli gelirimiz yüksek olsa da komşularımızdan gelen bu kişileri kontrol ve denetimden geçirerek ülkemize kabul edebilsek.

Çünkü bu insanlar keyfinden vatanını terk edip gelmiyorlar. Belki de kendi halkını Afganistan yetkilileri koruyamıyor ve onlara en temel hak olan yaşam hakkını veremiyor. Kimse nedensiz ülkesini terk etmez. Hele ki bu şartlarda yaşamak için terk etmez. Afganlar için ülkelerindeki şartlar o kadar kötü ki, göç ettikleri yerlerde bu koşulları kabul etmek zorunda kalıyorlar. İşte burada bizim yetkililere iş düşüyor. Detaylı bir araştırma yaparak kamuoyunu aydınlatmaları gerekiyor.

Afganların bu hareketliliği Avrupalıları da tedirgin etmiş olmalı ki, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, siyasi baskı ve ekonomik sorunlar nedeniyle son 20 yılda ülkeyi terk eden 5 milyondan fazla Afgan mülteciye son haftalarda on binlerce yeni mültecinin eklendiği bildiriyor.

Yeni göçmenlerin de ağırlıklı olarak hedefi, İran ve Türkiye üzerinden Batı Avrupa’ya ulaşmaktır. ‘‘Mülteciler için doğru yer komşu ülkeler, Türkiye veya Afganistan'ın güvenli bölgeleri’’ diyen Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Afganları ülkesinde istemediğini açıkça belirterek bu hastalıklı ideolojiyi (Talibancılık) Avrupa’ya ithal edilmesini istemediği söyledi. Bu söyleme Türkiye’de bazı siyasilerin tepki göstermesine rağmen Kurz, geri adım atmadı. Bence de doğrusunu yapıyor; kendi halkının huzurunu bozulmasını istemiyor.

Sonuç olarak;

Geçtiğimiz yıl özellikle dünyanın dört bir yanındaki mülteciler için zor yıl oldu. Yaşadıkları can ve mal kayıpları, gittikleri ülkelerde karşılaştıkları problemler, sahipsiz bırakılmaları, psikolojik sorunlar ve dramlar, yaşama sevincini ve hayallerini bitirdi.

Kayıtlı Suriyeliler sağlık, eğitim, sosyal hizmetler ve işgücü piyasasına kısmen de olsa erişebilmekte iken; ülkeye kayıtsız giriş yapanların durumu, ülkenin sunduğu olanak ve hizmetlerden faydalanamadıklarından ötürü daha da zor olmaktadır.

Sözün özü; Türkiye olarak baştan beri komşularımız ile iyi ilişkiler kuramadık; uzlaşıcı ve kalıcı politikalar geliştiremedik. Dış politikada yapılan yanlışlar iç politikayı da etkiledi.

Ülkeyi yönetenlerin öncelikli görevi, halkın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Sınırına hakim olamayıp ülkede bunca işsizlik, açlık varken ülkeyi mülteci ile doldurmak, sonra da “Vatan! Millet! Sakarya!” edebiyatı yapmak kabul edilebilecek bir durum değildir. 

Ülke koşulları bu durumda iken kontrolsüz mülteci akınına karşı gelmek ırkçılık filan değildir. Türkiye'ye yönelik bilinçli ve sistemli bir plan sahneye konuyor olabilir. Bunu görüyoruz; ülkemizi yönetenlerin de bu planı görme ve tedbir alma gibi önemli bir görevi vardır. 

Başta AB ülkeleri olmak üzere, Suriye ve Afganistan ülke yetkililer ile görüşüp politikalar geliştirmek; bu göçün durdurulması için temaslarda bulunarak kalıcı tedbirler alınması hayati önem taşımaktadır.



 

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kayıt dışı ekonomi - 09 Şubat 2025
  • Temel sorunlarımız - 24 Ocak 2025
  • İsraf ve tasarruf - 14 Ocak 2025
  • Türkiye'de muhalefet partileri - 08 Ocak 2025
  • 2024 yılında hak ve özgürlükler alanında neler yaşandı - 02 Ocak 2025
  • İthalatın üretim üzerindeki etkisi - 24 Aralık 2024
  • Gelir dağılımı - 18 Aralık 2024
  • Enflasyon ve gerçekler - 10 Aralık 2024
  • Ahlakta yozlaşma - 04 Aralık 2024
  • Türkiye'nin IMF ilişkileri - 25 Mart 2024
  • Halk yorgun ve bitkin - 16 Mart 2024
  • AKP ve kutuplaştırma - 10 Mart 2024
  • Üniversiteli gençliğin bitmeyen sorunları - 04 Mart 2024
  • Yoksul ülkenin yoksul kadınları - 25 Şubat 2024
  • Siyasetin dili - 17 Şubat 2024
  • Ekonomimiz nasıl düze çıkar - 13 Şubat 2024
  • Ekonomide yerel seçim sonrası... - 06 Şubat 2024
  • Ücretlilere yapılan artışların enflasyona etkisi - 17 Ocak 2024
  • Bu politikalar ile ekonomi düzelmez! - 16 Aralık 2023
  • Ahlaki çöküş - 03 Aralık 2023
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
Köşe Yazarları
Tuncay Kır
Tuncay Kır
İftarda yoklama
Murat Demircan
Murat Demircan
Akhisar'ın lezzetlerine aşık olacaksınız!
Kayıt dışı ekonomi
Feyzullah Topçu Mali Hukuk Uzmanı
Kayıt dışı ekonomi
KOBİ'leri bekleyen sürpriz
Şerif Yıldız İzmir Mali Müşavirler Odası Başkanı
KOBİ'leri bekleyen sürpriz
İzmir Tarım Grubu'ndan siyasilere açık çağrı
Dr. Pınar Nacak
İzmir Tarım Grubu'ndan siyasilere açık çağrı
Meclis'e sunuldu! Emeklilik yaşı artıyor mu?
Melis Elmen - Sosyal Güvenlik Uzmanı
Meclis'e sunuldu! Emeklilik yaşı artıyor mu?
Ağır engelli çocuğu olan anneler erken emekli olabiliyor!
Yavuz Kurt
Ağır engelli çocuğu olan anneler erken emekli olabiliyor!
1 Mayıs'a övgü
Alpaslan Savaş
1 Mayıs'a övgü
Doğal açıklıktan rahim ameliyatı: Vajinal Histerektomi
Prof. Dr. Ümit İnceboz
Doğal açıklıktan rahim ameliyatı: Vajinal Histerektomi
Aşı zorunlu olabilir mi?
Av. Elvan Kılıç
Aşı zorunlu olabilir mi?
7326 sayılı Bazı Alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasanın getirdikleri
Mehmet Kuzu
7326 sayılı Bazı Alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasanın getirdikleri
Türkiye yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,3 büyüdü
Işınsu Kestelli
Türkiye yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,3 büyüdü
Genital estetikte doğru bilinen 8 yanlış
Op.Dr. Esra Demir Yüzer
Genital estetikte doğru bilinen 8 yanlış
Adaletle uğraşmayı bırakın!
Ulvi Puğ
Adaletle uğraşmayı bırakın!
Bel fıtığı hakkında doğru bilinen yanlışlar
Doç. Dr. Ahmet İnanır
Bel fıtığı hakkında doğru bilinen yanlışlar
Beyin felcine evde tedavi
Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa
Beyin felcine evde tedavi
5 Haziran Dünya Çevre Günü hiç bu kadar anlamlı olmamıştı
H. Gökmen Özdemir
5 Haziran Dünya Çevre Günü hiç bu kadar anlamlı olmamıştı
Çok Okunan Haberler
İAOSB Sabahat Dirin Anaokulu açıldı
İAOSB Sabahat Dirin Anaokulu açıldı
İyi yaşam ve eğitim yararına Festiwell 2026 başlıyor
İyi yaşam ve eğitim yararına Festiwell 2026 başlıyor
İzmir iş dünyasından anlamlı 1 Mayıs mesajı
İzmir iş dünyasından anlamlı 1 Mayıs mesajı
Ana Sayfa
Gündem
Ekonomi
Siyaset
Sağlık
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Dünya
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Karikatürler
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bilim ve Teknoloji
  • Çevre
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Karikatürler
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim