Sosyologlara göre, toplum mühendisliği, toplumun demografisinde, sosyal dokusunda, tarihten gelen yapısında değişiklik yapmak, tepkilerini, nefretlerini, isteklerini, sevgilerini, tutkularını ve kitlesel şekilde ifade ettiklerini duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek, paralize edebilmek gibi yetileri içeren iş ve eylemlerdir.
Erdoğan iktidara gelirken, önemli oranda oy deposu olan ve bir takım siyasi araçlarla da manipüle edebileceği; yoksul, varlıksız, güvencesiz, kaygılı, telaşlı, ezilmiş bir kitleyi, hedef kitle olarak seçti ve bu kitleyi kısa sürede arkasına aldı. Bunları yaparken, birilerin dediği gibi toplum mühendisliğini kullanmadı. Yaptığı tek şey, yandaş medyayı yanına alarak, olmayan bir şeyi olmuş gibi anlatarak, hedef kitleyi maniple etti.
Erdoğan’ın, toplum üzerinde denediği, Siyaset mühendisliği oyunlarının hiçbiri tutmadı.
Toplum mühendisliği; değiştiren, dönüştüren ve yenilikçi bir davranış sergilemektir. Erdoğan ise, yıkıp, döktü, sattı ama yerlerine bir şey koymadı. Geleceği yakalayacak yenilikçi teknolojik projeleri ikame etmedi. Onun için yandaşların söylediği gibi toplumsal mühendisliği iyi kullanan bir lider olamadı.
Erdoğan’ın tek başarılı olduğu şey, yandaşlarını yanına alarak, halkına yalan söylemek, kendisini eleştirenlere hakaret ve iftira atarak, siyasi algıyı iyi kullanıp, hedef kitleyi maniple etmek için her seferinde rakiplerine kötü bir dil ve üslupla saldıran toplumu ayrıştıran, bir politika izledi. Bu davranışları nedeniyle, toplumun büyük bir kesiminden tepki alıyor.
Muhalefet bir adım önde olması, bu yalan dolan algıyı yok etmesi için çok şeyi değiştirecektir. Bunun için ülkenin gündemini değiştirecek, halkın anlayacağı sade bir dille spot sloganları kullanması çok önemlidir. Mesela helalleşme söylemi çok başarılı ama içinin doldurulması gerekir. İktidara gelince emeklilere tek kalemde 15.000. TL vereceğim. Emekli maaşları asgari ücretin altında olmayacak gibi söylemleri kaynak göstererek ifade edilmesi çok değeridir. Diğer bir söylem, 418 milyon doları tahsil edeceğim söyleminin de, içi doldurulması halinde seçmenin ilgisini çekebilir.
Seçim sürecinde muhalif tüm siyasi partilerin ekonomi ve para politikalar başta olmak üzere, hayat pahalılığı altında ezilen halkın sorunlarını kısa öz sade bir dille, spot halinde söylemler ve görsellerin kullanılması halinde ses getirebilir.
Asıl önemlisi; Millet İttifakın 14 Mayıs'ta iktidara gelince neler yapacaklarını, siyaset ve ekonomi, adalet, hukuk, yolsuzluklar, usulsüzlükler ve sebepsiz zenginleşmek gibi, konularla nasıl mücadele edileceğini halka iyi anlatmak önemlidir. Sağlıktan tut, eğitim, yargı, tarım ve üretim gibi temel alanlarda neler yapılacağının anlatılması da değerlidir. Yurttaşlara iyi ve konforlu bir yaşam sağlamak adına, neler yapılacağını, kısaca halkın anlayacağı şekilde, slogan ve görsellerin sık sık kullanılması, başarıyı getirebilir.
Millet İttifakı, altılı masa, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni'ni” kamuoyuna açıkladı. Çok da güzel tanıtım yapıldı. Ancak, teorik ve akademik bir dille yazıldığı için, halkın büyük bir kesimin dikkatini çekmedi. Son günlerde kullandıkları “Gelecek gelmekte olan”, “Yine bahar gelecek”, “Sana söz” gibi sloganlar daha fazla ilgi çekti. Bir anda halkın dilinde dolaşmaya başlanıldı.
Sana Söz, bozulan ve yok edilen, devletin kurum ve kuruluşlarını restore etmek için değil, yeniden inşa etmek üzere geliyoruz. Söylemler ve taahhütler de seçmenim dikkatini ve ilgisini çekiyor.
Kısaca; millete söyleyecek sözü olmayan, ülkeyi kaosa sürükleyen bu iktidar karşısında, birlikte hareket eden, inançlı ve güçlü bir toplumsal muhalefet karşısında, 22 yıldır ülkeyi yöneten, bu iktidarın gidebileceği, tek yer, mayıs ayında yapılacak seçimlerde, sandığın en dibine gömmek olacaktır.




